BİR DÜNYA KURMAK (Senem Çağla Bilgin)

 

Renkleri cesurca kullanması, perspektif algısı ve resimlerinde sıkça karşılaştığımız ironic tavrı ile yeni sergisi “The Background”ta ilk defa metal üzeri  boyama yaparak resimlerini heykelleştiren ve onlara yeni bir boyut kazandıran NihatKemankaşlı, 19.12.2014 – 12.01.2014 tarihleri arasında Siyah Beyaz Sanat Galeri’sin de izleyicilerle buluşuyor.

Yaratım sürecini “Nesne ve varlıkların yaşamımızdaki yerinin önemi üzerine yoğunlaştım” diyerek ifade eden sanatçı;  “eser” ve “nesne” ilişkisi izleğinde önemli ipuçları veriyor. Resimlerinde, figure ve objelerin gerçek boyutlarına yakın oluşu, renklerin, içinde ışığı barındırmayışı ve çizgilerindeki netlik ile bu iki kavram arasındaki dolaylı izlenimleri ortadan kaldırarak kişiyi ‘gerçekliğe’ ulaştırıyor. Bu noktada Martin Heidegger’den bir okuma yapmak mümkün. Heidegger, “Nesne kavramında nesneye bir yoğunlaşma değil, mümkün olabildiğince dolaysız olarak, nesneyi kendimize yakınlaştırma denemesi yatar. Nesnesellik olarak duyularımızda algıladıklarımızı ona taşıdığımız sürece, nesne bir konuma ulaşamayacaktır. O nedenle kendi içindeki kalışta bırakılmalıdır. Kendine ait dayanıklılığıyla benimsenmelidir” der.[i] Kemankaşlı’nın resimlerinde nesneler ve figürler üzerinden ulaştığımız gerçeklik ve yalınlık duygusu tam da burada kendini gösterir. Heidegger’in bu yorumu, nesnenin varolduğu dünyanın izdüşümüyle ifade edilmesi ve algılanması gerektiği yönündedir.Duyuların ve anlamların, nesneye etki etmemesi gerektiği ve ettiği noktada gerçeklikten bizleri uzaklaştıracağını aktarır.

Sanat eserinin önemli yönü, bir dünya kurması ve yeryüzü üretmesidir.Sanat eserinin, eser varlığının temel özellikleri bunlardır. Her eser kendi içinde bir dünya açar ve bunu kalıcı kılar. Eser demek, dünya kurmak demektir. Sanatçı,oluşturduğu kompozisyonlarla, nesneler üzerinden mekanla, izleyiciyle ve kendisiyle kurduğu ilişki ile yeni bir dünya yaratabilmiştir.

Bu resimlerle ilk defa karşılaşan bir izleyici ise farkında olmadan “ikonografik ve ikonolojik sanat eleştirisi” yöntemi ile sanat yapıtını biçim, konu ve karşılaştırma açısından ele alan ve günümüz sanat tarihi yönteminin temelini oluşturan üç inceleme düzeyiyle resmi kendine “basitçe” tanıtlar.Çağdaş sanat yapıtları için pek de geçerli olmayan bu yöntemin Kemankaşlı’nın resimleriyle senkron olabilmesinin sebebi bahsettiğim üzere sanatçının resimlerindeki sade, net ve dolaysız duruştur. Böylelikle izleyici, iş ile kendi arasında yeni bir alan yaratır. İletişim konusuna değinmişken; sanatçının resimlerindeki temaları, yerleştirmeleri çocukluğumuzda yaptığımız resimlerde sıkça kullanmışızdır. O sebeple içselleştirmek, bir belleğin uzantısı olarak kabul etmek daha kolay olur. Kişisel tecrübenin önem kazandığı bu durum, izleyicinin korunaklı yanına da işaret eder. İzleyici için ulaşılabilir bir kanal sağlarken, sanatçı için tehlikelidir.Nitekim Kenan Evren, Cumhurbaşkanlığı’nda Amerika’ya yaptığı gezi sırasında BeyazSaray’da gördüğü Picasso’ya ait tabloları beğenmediğini söylemiş, “O tabloları ben bile yaparım” demiştir.

2014 yılına geldiğimizde ise, çağdaş sanatın zihni dolup taşmış olan izleyicilere ulaşma metodlarından bahsedilmektedir.Bu metodlar genellikle sanatçıya da enstalasyon sırasında galericiler tarafindan bilinçle uygulanan yöntemlerdir. Ancak kişi, Kemankaşlı’nın resimleriyle ilk buluşmasında tabularasa yaşar. O nedenle metodlar yerine izleyicinin kendi deneyimselliği ortaya çıkar. Bu da çağdaş olanın ‘alt metinsiz olma’ duruşuna çok uygundur.“Yapıt bir açıklama, yazının süslü kağıdına tüm deneyimini geçirdiğini ileri sürdümü bu ilişki kötüdür. Yapıt yalnızca deneyimden yontulmuş bir parça, iç parıltının sınırlanmadan özetlendiği bir elmas yüzeyi olduğu zaman iyidir bu ilişki. Birinci durumda, fazlalık vardır, ölümsüzlük savı vardır. İkincisinde, zenginliği sezilen tüm bir deneyimin söylenmeden anlatılışı dolayısıyla yapıt verimlilik kazanır.Sanatçı için sorun, ‘yapabilmeyi’ aşan bir ‘yaşayabilme’ kazanmaktadır. Sözün kısası bu iklimde büyük sanatçı, bir büyük yaşayıcıdır.”[ii]

Dolayısıyla Nihat Kemankaşlı’nın‘yaşayabilme’ kazanmı şeserleri ve yeni sergisi “The Background”la birlikte ilk defa metal üzeri boyama-heykel yapması,yeni bir olgu değil, aksine resimleriyle yeniden yarattığı mekan ve olay kurgusunun yaşam alanlarımıza taşınmış, boyutlu hali olarak karşımıza çıkar. Bu interdisipliner anlayış, sanatçının geçmiş dönemdeki işleriyle bağlantılı, onu besleyen ve takip eden bir süreç olmuştur. Figür imgelemindeki naiflik, renklerinde süreklilik arz eden pozitif algı ve perspektifi kullanış biçimiyle ‘çocuksu’ olarak yorumlanabilecek resimleri esasen güçlü bir tekniğe ve fikre dayanmaktadır.

Senem Çağla BİLGİN / 2014

 

[i]Heidegger, M.,SanatEserininKökeni. Ankara 2007.

[ii]Camus, A., SisifosSöyleni. İstanbul 2012.